Son Dakika
23 Ağustos 2017 Çarşamba
03 Mayıs 2014 Cumartesi, 12:28
Murat AKTÜRK
Murat AKTÜRK muratakturk@haberrevizyon.com Tüm Yazılar

Murat Aktürk – Diren

Haber Revizyon Dergisi Mayıs 2014

Orta okula yeni başlamıştım, 1960’ların sonlarına doğru. Babam bizi Ankara’ya götürmüştü. Dayımın kızı da o sıralar ODTÜ’de okuyor. Okulunu gezdirmeye başladı bize. Derslikler, anfiler derken sıra kantine geldi. Bütün duvarlarda posterler, sloganlar, türlü türlü yazılar…

 

“Ho Ho Ho Shi Ming, bir, iki, üç, dört daha fazla Vietnam” aklımda kalan en hoşuma giden slogandı. Hani bugünkü iktidarı oldukça rahatsız eder durumda, kızlı erkekli guruplar oturmuşlar, kimi birşeyler tartışıyor, kimileri de şakalayıp gülüşüyorlardı. Dikkatimi bir kişi çekmişti, kendine has bir ışığı olan, yakışıklı, uzun boylu, atletik yapılı, güleç bir ağabey.

Etrafındakilerin hayran ve saygılı bakışları arasında ona buna laf atıp, gülüşüyor, şakalaşıyordu. Daha henüz çocuk olmama karşın anlamıştım onun lider olduğunu. Sordum dayımın kızına kim diye, Deniz Gezmiş dedi.

O gün çok önemliydi benim çocukluk yaşamımda, bir devrimciyi görmüştüm, hem de o günlerde bile çok önemli bir devrimciyi. ODTÜ artık Deniz Gezmiş’le bütünleşmişti beynimde. Daha okul öncesi çağlarımda, babamın bana okuduğu yüce Atatürk ile ilgili anıları, her seferinde heyecan ve göz yaşları içinde dinleyerek büyümüştüm.

Onun yaşantısını, stratejisini, savaşlarını ve devrimlerini ezbere biliyordum. O bana, benim kimliğimi vermişti. Hikayelerini dinlediğim, Genç Osman, Ulubatlı Hasan, Battal Gazi gibi kahramanların en başında ve apayrı bir yerdeydi Mustafa Kemal.

1970’lerde eve gelen misafirlerle babamın yaptığı konuşmalardan, ülkede birşeylerin ters gittiğini anlamaya başlamıştım. Çok üzülüyordum, yüce Atatürk hayatta değil diye. Gerçi İsmet Paşa vardı ama onun da elini kolunu bağlamışlardı. Ama Atamız gençlere emanet etmişti vatanı ve devrimleri, ben de çocukluktan çıkıp, üniversiteye giden bir genç olduğumda emaneti devralacaktım, tıpkı Deniz Gezmiş Ağabey gibi…
Yıllar geçti, bu geçen yılların içinde pek çok mücadelede yer aldım. Ellili yaşlarımın sonuna yaklaşırken, ilk kez umut doluyum. Taksim direniyor, ODTÜ direniyor, yurdun pekçok yeri direniyor, Eskişehir’den Hatay’a, Trabzon’undan İzmir’ine kadar. Bazı şehirler mahalle mahalle, semt semt direniyorlar.

Ne için bu direnişler?

Katledilen doğamız, kısıtlanmaya çalışılan yaşam alışkanlıklarımız, ötekeliştirilme uygulamaları, kaybettirilmeye çalışılan harslarımız, ortadan kaldırılma tehdiyle karşılaşan Türkiye Cumhuriyetimiz, milli bayramlarımız, kadın, işçi ve çocuk haklarımız, sadece tüketime dayanmakta olan ekonomimiz, dışa bağımlılığımız, din ve vicdan hürriyetimiz, laikliğimiz, gerçek demokrasiye olan inancımız, betonlaşan ve dikine yükselen şehirlerimiz, otoyollarla bizlerden kopartılan denizlerimiz… Saymakla bitmeyecek. Artık kimse susmayacak. Kral çıplak, gördü herkes.

Direnenler silaha sarılmıyor, demokrasiye olan inançlarıyla, yüreklerine güveniyorlar sadece.

Direnme, ötekileşmeye ve bölünmeye karşı.

Direnmede, kardeşlik ve özveri var.

Bundan böyle, bir proje ülkesi olmak yok.

Umudum odur ki şimdi bakıyordur o iki ayyaş(!), vatanseverlerin katından ve kıvanç duyuyorlardır: “iyi ki gençliğe emanet ettik bu Cumhuriyeti” diye.

 

Haber Revizyon 2014 MAYIS murat aktürk

HABER REVİZYON DERGİSİ MAYIS 2014

Yorumlar

yorumlar

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz